HEHEHEHEHEEHEE
1.GÜN
C.tesi çıktım işten, eve gidip dinlendim, duş muş vs. Kolay değil 8 saat ayakta çalışıp bi de gidip orada bilmem kaç saat tabanlarının üzerinde durmak. Couchsurfing'de millete 8de şu noktada buluşalım dedim ama ben geç kaldım! Neyseki tel.imi yazmıştım da msj attılar bana 8.30a kadar bekleyeceğiz diye, sevindim pek. Gittim ve tanıştım milletle, neyse bir süre beraber takıldık, sonra gruptan 2 kopma olduysa da ben çoğunlukla takıliyim didim. Tanımadığım birsürü insanla tanışma olayı bnm için yüzme bilmeden sadece gözlerini kapatıp denize atlamaya benziyor.
Happy Mondays'i sondan yakaladık, Manic Street Preachers'ı izledik, baktık çalınan parçaların çoğunu bilmiyoruz, dedik oturalım çimlere, bira içtik ama tuvalet olayı yüzünden pek içemedim, sıra felaket, koku desen daha da felaket. Manics bizim bildiğimiz "Know Your Enemy" albümündeki parçalarını sona saklamış, neyse güzel çaldılar bence, iyi ki gelmişler.
Sonra parti çadırına gidip "Oldies but Goldies"e katılalım dedik, yarım saat fln anca kalmışızdır, ölmeden çıksak fena olmaz dedik. Sigara dumanı, oksijen azlığı, DJ'in sadece bir şarkıdan diğerine geçerken gösterdiği DJ performansını eleştirmemiz ve son olarak da 3-4 dk. müziğin kesilmesi -technical difficulties- sonucu biz disconnect olduk:)) Servislere binip taksime yollandık. Bambi atıştırmasından sonra dağıldık. Pek para harcamadım, şaşırtıcıydı. Sabah 7.30da işbaşı yapmak çok can sıkıcıydı.
2.GÜN
Bugün daha da erken gittim, 2.gün öncekinden kalabalıktı çok bariz bir şekilde, ee Suede geliyor, doğaldır. Dünkü elemanlarla buluştum gene, güneşin altında Cake'i izledik, bitti konser oturduk bir bira içmeye. Editors -en izlemek istediğim gruptu fest.de kendileri- şahane şahane şahaneydi. Tom Smith'i izlemek büyük bir zevkti. O nasıl tok, bariton bir sestir arkadaş, eşsiz. Yanımdakilerin Suede sahneye çıkmadan önce şöyle dediklerini duydum: "Bak Editors'u hiç bilmiyorduk, ne kadar eğlendik" Efferim bebeler, takdir edin efendileri!
Festival alanına fotoğraf makinası almaya karışmadığı için yetkililere buradan teşekkürü bir borç bilirim.
Vidyoları ekleyemicem- ki fotolar bile yeterince vaktimi aldı.
Editors'dan sonra "yerimizden ayrılmayalım, hazır önlerdeyiz, bulamayız bir daha haaa" diyerek sıkışmış mesanem, susamışlığım ve acıkmışlığımla Suede'i bekledim. Artık belim o kadar ağrımaya başlamıştı ki dayanamadım "ben çöküyorum" dedim ve mal mal ayakta bekleyenlerin arasında bağdaş kurdum yere arkadaşla. Hayır yani ayakta bekleyince daha erken çıkmayacak grup ya da böyle acayip mucizevi bir durum olmayacak, garip garip bakıyorlar bi de, cık cık cık...
Umarız dedik sahneye geç çıkmazlar, netekim gecikmeden de çıktılar, bizi bizden almakla kalmayıp Madchester dolu bir tüp solumuşçasına havaya soktular. Brett Anderson yaşlı diyenlerin alnı karışlanaaaaa....
Benden enerjikti Brett aka coolest frontman, terden sırılsıklam olmuş gömleği, "many thanx"leri, çekirge misali bir sahnenin sağında bir solundaydı, eminim küçük bile gelmiştir o alan ona. Gözlerimi ayırmadan izledim, bir daha izleyememe olasılığına karşın zihnimi görüntüler ve şarkılarla doldurdum. Tanrım o kadar güzeldi ki sesi, çok farklı ve varyasyonlarla dolu. Taklit etmesi çok güç. Bir o kadar artistik. O kışkırtıcı hareketleri unutmayacağım. Neil ne kadar asık suratlı ve küstah bakışlıydı, farkedilemeyecek gibi değildi. Mat Osman pek eğleniyor göründü bana, keyifli ve cool, sakallar fln dağınık, gideri yüksek!!
Bir an aklımdaki tek şey şu oldu: "Müzik dünyadaki en güzel şey olmalı!"
Ertesi gün işte "because we're young" diye mırıldanıp durdum.
Suede'den sonra acayip merak ettiğimiz için 3D Novak Disco'ya bakalım dedik, girişte 3 boyutlu gözlüklerimizi taktık, içerdeki güzel müzikle vakit geçirdik biraz, bir dahaki 3D Novak etiketi gördüğüm ilk etkinliğe katılmak şart olmuştur, hem müzikler hem de görseller HARİKAYDI!!! Ama belim fenaydı hakkaten.
Ertesi gün epey bir uyudum hatta kalkığımda bile yorgundum. Mesai 17.30daydı ama 16.00da katılmam gereken bir toplantı vardı, ürün tanıtımı gibi birşey. Es geçtim. Takıldılar gün boyu bana gelmediğim için, "ne öğrendilerse artık cahilliğimle alay ettiler. Mesleki gelişim toplantıları düzenlemeyi düşünüyormuş supervisor'ım, "şarap, peynir, ıvır zıvır" alanlarında, dedim "o toplantıyı da rock'n coke'un ertesi gününe koy ki kaçıriyim gene", güldü.
Bitiriyorum, son ne dicem, taksime dönmek için servise bindiğimizde tam oturduğum koltuktaki yerde, dergi konulan yerde ne buldum? Festival posteriiiii:)) Sapsarı, astım odaya:) Nerden bulurum acaba diye düşünmüştüm de ayağıma geldi işte. Sadece o rüzgargüllerinden bulamadım, hoşuma gitmişti epiy. Neyse, görüşürüz millet.