Ağustos 09, 2010

İlk ciddi işim, yani umarım:))

Evvet bebeğim ilk iş günü:))

Çalışanların en az yarısı benden genç, kalanı da zaten 30 yaş altı:) Erkek nüfus fazla olduğu için buradan arkadaşlık ağıma eklemelerde bulunmam daha mimkin geldi bana:)

Ayağıma cici ve süpper şık siyah platform topuklarımı giydim. Bir İngiliz atasözü der ki: "İlk intiba yaratmak için hiçbir zmn ikinci bir şansınız olmaz"
ÖNERİ:8 saat ayakta çalışmanız gerekiyorsa sakın denemeyin:)) Ben öyle hanfendü, çıtı pıtı bir hatun olamadım maalesef, "ahh vahh" diyip kendimi ilk gördüğüm sandalyeye atamadım, sonuçta da suratımı buruşturmamaya gayret ederekten dayandım, yarın babet giyeceğim, isterse takım sildirsinler, hiiiç umrumda değil.

Üni. mezunu bir profosyenel (öfff ne biliyim böyle yazılıyodu sanırım) olarak farkımı belli etmem ve çaylaklığımı saklamam gerekiyordu.( samimicesi bu aslında)

Yalan söylemeyeceğim ya da saklamayacağım, erkeklere şööööle bi alıcı gözle baktım:)) Ne var, dayanamadım, sanki yumurtlamam gerek gibi hissettim:))

Etrafta hakkaten arkadaş potansiyeli taşıyan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez ama idare ediciyz.

Neyse günlük, pardon blog:)

Öpeyrum, görüşenzi!! ASAP!

(dejenereyim, evet)
Tepkiler:

Ağustos 08, 2010

İlk iş günleri nefreti

Yarın başlıyorum nihayet. Öyle uzuuuuuun bir kariyerim olmadı ama her ne zmn işe başlasam o ilk hafta bnm için iğrenç geçer. Dünyanın en şahane yerinde çalışsam bile değişmez, neden? Sorun sende değil, bende de ondan. Neleri sevmiyorum, maddeleyesim geldi.
  • O klasik durum, hani herkesin kulaklarına kadar sırıtarak "hayırlı olsun" demeleri
  • İlk tanıştığın insanların senin nereli olduğundan başlayıp, ebeveynlerinin memleketleri, meslekleri, belki yaşları, oturduğun muhit (hatta işin bokunu çıkartıp "evin kira mı yoksa size mi ait" soruları), maaşım, daha önce çalıştığım yerler ve ayrıntıları,vs. sorularıyla sinirimi tepeme çıkartmaları [SANA NE KARDEŞİM, SANA NE??]
  • Bu kadar zevzek konuşmalara karşılık bana işyeri hakkındaki rutinden, alışkanlıklardan, öncelikli bilmem gereken şeylerden bahsetmemeleri,
  • Birşeyi yanlış ya da eksik yaptığımda gözleri ile bana memnuniyetsizliklerini bildirmeleri,
  • Ben kendim bu ve benzer bilgileri öğrenmek için bir sürü sorduğumda da isteksiz ve yarım ağız cevap vermeleri (sanki benim müneccim olmam gerekiyormuş gibi),
  • Bayan olduğum için milletin beni baştan aşağı süzmesi ve kendimi ortalık malı hissetmemi başarmaları,
  • Eğer mektepli bir velet olarak, alaylı bir şefe denk geldiyseniz sizi önemsemiyor havalarına girmesi, ve size boktan bir iş yaptırdıkları zaman o zavallı egolarının aldığı tatmini görmek,
  • Yeni gelen vatandaşın, ofisin huyunu-suyunu-düzenini öğrenene kadar birkaç gerizekalının iş kaktırma çabalarına mazur kalmaları
  • Biriyle 5-10 dk. (kabalık olmasın diye) muhabbet kurduktan sonra onun seni kendi seviyesine indirgeyerek neredeyse enseye şaplak duruma getirmesi
  • Sizin bulunduğunuz ortamlarda sizden önce o pozisyonda çalışmış kişi(ler)den sıkça ve "ahhhh, o çok başkaydı cnm" anlamında cümleler kurulması
  • Ve gene benzer bir ortamda yeni geleni, normal bir sohbete dahil etmemek için sadece kendi bildikleri olay ve kişilerden (belki de yüzbininci kez) bahsetmeleri
  • Bunları da geçtim, hele hele şefin sana inceden yavşaması gibi bir durum varsa hakkaten b.ku yidin demektir.
Daha da eklerim hatta sonra bu maddelere birşeyler, ilk iş günü gelsin bakalım, içim sıkıntı dolu.

Bir arkadaşımın lafıydı-ki durumuma en uyan cümledir şu an için: "Su içmiş ejderha kadar endişeliyim!"
Tepkiler:

Ağustos 05, 2010

Rahatsız Edici Filmler- No_3

Salo or the 120 Days of Sodom

1975 yapımı kült sayılabilecek filmlerden bir tanesidir. Filmin müzikleri Ennio Morricone tarafından yapılmış, merak ettim özellikle çünkü filmin başında yazılar görüntülenirken çok tatlı bir müzik vardı, kaçırman imkansızdı. Filmle ilgili birkaç yorum okudum ve böyle hoş bir müzikle, olacağı yazan o olayları bağdaştıramadım.

Mekan: Kuzey Italya
Zaman: 1944-45 Nazi-Faşist dönemler

Kalantor 4 tane amca, bir sürü genç erkek ve kızı ince bir elemeyle seçiyorlar. Seçme sürecinde tümü anadan üryan adayları, gözleriyle muayene ediyorlar. 9ar erkek ve kızı söz konusu malikaneye kapatıyorlar.

Bu seçilenlerin uymak zorunda olduğu kurallar var, mesela dinle ilgili herşeyi kapının dışında bırakmak gibi. Ve kaçmak gibi bir şansları yok çünkü askerler kuş uçurtmuyorlar.

Bu gençlerin tutkularını max. yapmak için birkaç orta yaşlı kadın absürd ama bir o kadar da ahlaksız hikayeler anlatıyor. O kadar aptal şeyler ki ama.... Bu hikayeler anlatılırken 4 kalantor amcamız da o salonda bulunuyorlar. Kah kızlardan birini tuvalete sürükleyip onların idrar yapmalarını seyrederek ruhani tatmine ulaşırken kimi direkt olarak o an canının istediği kız ya da erkek ile cinsel ilişkiye girebiliyor. İşler yavaş yavaş insanın ağzını aaaaa diye açtırtan bir hale doğru ilerliyor. Akşam yemeğinde çırılçıplak bir biçimde servis yapan kadınlar mı dersin, yoksa domalarak kendini becerten kalantor amca mı, tuhaf yaaa....

Az da olsa o yılların psikolojik durumlarından, faşizm saçmalıklarından haberdar olmayan biri olsam kesinlikle bu filme şu yaftaları rahatlıkla yapıştırırdım: "mantıksız" "basitttt" "ıyrenç" Ve daha da sürer gider bu böyle. Bir sürü alt mesajlar ve göndermelerle dolu bir film, anlayana.

Porno filmde bile tırışkadan konu olur (bkz konulu film). İtalyanlar bu film hakkında ne düşünüyorlar acaba?

Cinsel aşağılanma, onur denen erdemin çiğnenip tükürülmesi, işkenceden tatmin olan insanlar...

Kurbanların boyunlarına tasma takılıp köpeklerin yiyecek kaplarında yemeleri, bir parça ekmeğin içine iğneler koyup tasmalı kurbana yedirilmesi ve kan revan içinde bir ağız. İnsan dışkısının gümüş kapaklı tepsilerde sunulması, suratına işenilmesinden haz alan kalantor amca, kadın kılığına girmiş artık kalantorluğundan da şüphe ettiğim kıçının kılı ağarmış amcalar...

Şiddet görüntüleri en sonda, kurallara uymayan kurbanların cezalandırılması esnasında vuku buluyor. Kızın göğsünü ve oğlanın cinsel organını mum ile yakıyorlar, oğlanın dilini kesiyorlar, gözünü oyuyorlar, kızın saç derisini kızılderili usulü bıçakla ayırmaca, çocuğun vücudunu dağlamaca, vs.

Bir daha kimse bana Salo'nun S'sini demesin. Al sana faşizm.
Tepkiler: